Antioksidan Ağırlıklı Beslenme Nedir?

Sağlıklı olmak için sağlıklı beslenmek çok önemlidir ve birbiriyle çok bağlantılıdır. Başta kalp damar hastalıkları olmak üzere birçok kronik hastalığın oluşumunda veya hastalıktan korunmada beslenme çok çok önemlidir. Birçok toplumda kalp damar hastalıklarından dolayı ölümler ilk sıradadır. Onu kanser izlemektedir. Antioksidan besinlerle beslenen bireylerde hipertansiyon,kalp damar hastalıkları daha az görülmekte ve hastalıklar hafif atlatılmaktadır. A, C, E vitaminleri, fenolik bileşikler, bazı antioksidan enzimler ve mineraller, vücudumuzda antioksidan işlev görerek serbest radikallere karşı vücudu korurlar ve hasarları azaltırlar. Dolayısıyla kalp damar hastalıkları, kanser ve bunun gibi birçok dejenerasyona sebep olan hastalıklara karşı vücudu korurlar. Antioksidan beslenmede asıl kaynak sebze ve meyvelerdir günlük 5 porsiyon tüketimi önerilmektedir.

Görüldüğü üzere yapılan pek çok çalışmada da antioksidan besinlerle beslenme hem bağışıklık sistemini geliştirmekte hem de yeterli ve dengeli beslenmeye katkı sağlamaktadır. Özellikle yaşlılıkta hastalık riskleri artmakta dolayısıyla antioksidan beslenmenin de önemi artmaktadır. Antioksidanlar(AO) ortamdaki oksijeni tutarak oksidasyon reaksiyonlarını engellemekte ve serbest radikallerin oluşmasını engellemektedir. Çünkü serbest radikaller başta kalp damar hastalıkları olmak üzere kanser gibi birçok hastalığa sebep olmakta ve hücrelerde hasara sebep olmaktadır. Bu moleküller özellikle kötü yaşam tarzı, sigara alkol kullanımı, kötü ve bayat beslenme, olumsuz çevre koşulları sonucu vücutta oluşmaktadır ve hücrelerde hasar oluşturmaktadırlar.

Serbest radikallerden en önemlileri oksijenden türemiş olanlardır. Bunlar süperoksit, hidrojen peroksit, hidroksil radikali ve singlet oksijendir. Serbest oksijen radikalleri hücre membranı proteinlerini yıkarak hücreleri öldürebilmekte, DNA’ya zarar vererek mutasyonlara sebep olmakta ve bağışıklık hücrelerini olumsuz etkilemekte ve hastalıklara sebep olmaktadır. Serbest radikal ve antoksidan sistemler arasındaki dengesizliğin sonucu olarak damar sertliği (ateroskleroz), Parkinson ve Alzheimer gibi nörolojik hastalıklar, diyabet, astım, romatoid artrit, kanser, akciğer ve cilt hastalıkları ortaya çıkmaktadır. Hayvanlarda yapılan çalışmalarda da serbest radikallerin kalp damar hastalıklarına da sebep olduğu kanıtlanmıştır.

En Önemli Antioksidanlar

Karotenoidler

A vitaminin ön maddesi olan karotenoidler serbest radikallerin tutarak damar sertliğini önlemesi , LDL’yi düşürmesi, DNA’yı hasara karşı koruması ve kanseri önlemesi, bağışıklık sistemini güçlendirmesi ve tümör oluşumunu engellemesi gibi birçok fonksiyonu vardır . Karotenoidler bilhassa turuncu sebze ve meyvelerde görülür. Bunlar havuç, bal kabağı gibi besinlerdir.

E Vitamini

Damar sertliği oluşumunu engellemede ve kanserin gelişmesini yavaşlatmada, serbest radikaller ile savaşarak hücre membranında bulunan doymamış yağ asitlerini oksidasyona karşı korur. Bu yönüyle çok önemli bir antioksidandır. Yapılan bir çok çalışmada en önemli antioksidan olarak alfa tokoferoldür. Bunun sebebi de LDL’yi okdidasyona karşı korumakta olması ve kalp damar hastalıklarına karşı korumasıdır.

C vitamini: En başta kolajen sentezindeki hidroksilasyon reaksiyonunda indirgemede önemi çoktur. LDL’nin oksidasyonunu önlemede ve serbest radikalleri tutmada önemi olan bir suda eriyen vitamindir. C vitaminin ulusal sağlık ve beslenme araştırmalarında ve Batı Finlandiya’da yapılan bir çalışmada kalp damar hastalıklarına karşı koruduğu kanıtlanmıştır. C vitamini özellikle yeşil yapraklı sebzelerde ve turunçgillerde bulunmaktadır.

B Grubu Vitaminler

Son yıllarda B grubu vitaminlerinden piridoksin, kobalamin ve folik asitin kalp damar hastalıklarına karşı koruduğu gözlenmiştir. Kandaki homosisteinin yükselmesi kalp damar rahatsızlıklarını artırmakta, bu durumun önlenmesinde de folik asit diğer B grubu vitaminlerle kombine bir şekilde alındığında antioksidan görev görmektedir. Bu vitaminler sakatatlar, et, süt, yumurta gibi başta hayvansal gıdalarda olmak üzere taze yeşil sebzelerde bulunmaktadır.

Fenolik Bileşikler

Flavonoidlerin serbest radikallerin aktivitesi bozma, demir, bakır gibi minerallerle antioksidan gibi görev yapma, trombosit oluşumunu engelleme ve damar sertliğini önleme gibi antioksidan görevleri vardır. Yapılan bir çalışmada flavonoidlerin kanda total kolesterol ve LDL kolesterolü düşürdüğü gözlenmiştir.

Örneğin yeşil çay siyah çaydan daha fazla antioksidan özellik göstererek, damar sertliğini önleyici pıhtılaşmayı engelleyici, enflamasyonu engelleyici görev yaparlar. Dolayısıyla kan akışını da hızlandırırlar. Fenolik asitler; sinamik ve benzoik asitler gibi alt sınıflara ayrılırken; en büyük ve en önemli grup olan flavonoidlerdir. Bunlarda antosiyanidinler, flavonlar ve kateşinler, flavanonlar, lökoantosiyanidinler ve proantosiyanidinler gibi 5 alt gruba ayrılmışlardır. Antioksidan beslenmede besinlerden flavanon içerenler turunçgiler, flavonlar kerevizde, diğer sebzelerde, kateşinler siyah çay, yeşil çay, kırmızı şarap ve soğanlarda, antosiyaninler çilek ve diğer çilekgil familyası meyvelerinde, izoflavonlar ise soyada bulunur.

Selenyum

Vücuttaki antioksidan savunma sistemin en önemli ögesi olan glutatyon peroksidazın kofaktörü selenyum dışarıdan besinlerle alınması gereken birmineraldir. Glutatyon peroksidazın; LDL kolesterolün etkilerinden koruduğu düşünülmektedir. Selenyum kalp hastalıkları, damar sertliği gibi farklı hastalıklara sahip kişilerin biyokimya bulgularında düşük düzeyde görülmektedir. Selenyum eksikliğinde de Keshan denilen ve kalp yetmezliğine sebep olan kalp kası bozukluğu görülmektedir.

Glutatyon

Bu tripeptid birçok enzimin kofaktörü, serbest radikal temizleyici, glutatyon peroksidaz ve glutatyon –S-transferazın substratı olarak işlev görür. Hücrelerde en fazla bulunan indirgen bir antioksidandır.

Diyetisyen Yorumu

Günümüz hastalıklarından korunmada ve ve hastalıklar geldiğinde de doğru beslenmenin ne kadar önemli olduğu zaman geçtikçe daha da anlaşılmaktadır. Özellikle antioksidan beslenme hem bağışıklık sistemi geliştirmekte hem de birçok kronik hastalığı önlemede çok önem arz etmektedir. Yeterli ve dengeli beslenmenin sağlanması daha çok vitamin, mineral içeren besinlerin tüketilmesi antioksidan beslenmeye katkı sağlamaktadır. Antioksidan beslenmeyi sağlamak daha çok sebze ve meyve tüketiminden geçmektedir.

0%
AÇILIŞA ÖZEL İNDİRİM

Kendinle yüzleş. Kendine değer ver. Kendin için harekete geç!

Ücretsiz ön görüşme ve detaylı vücut analizi için şimdi randevu alın.

RANDEVU AL