Diyabet Hastalarına Beslenme Önerileri

Son yıllarda beslenme alışkanlıklara bağlı olarak artan tip 2 diyabette beslenmenin önemi artmaktadır. Her birey ailesel yatkınlık dışında diyabeti hayatına sokabilir. Bunun için beslenme alışkanlıklarımızı gözden geçirmeli daha fazla hareket ve doğru besinlerle beslenerek hayatımızın standartlarınız artırmalıyız. Şimdi gelelim diyabette tıbbi beslenme tedavisinin önemine…

Diyabette Beslenmenin Hedefleri

  1. Optimum metabolik sonuçları sağlayabilmek ve sürdürebilmek;
    *Kan glukoz seviyesini normal veya normale yakın düzeylerde tutabilmek
    *Makrovasküler komplikasyon risklerini azaltıp , kan düzeyi lipid ve lipoprotein profilini istenen düzeyde tutabilmek
    *Kardiyovasküler hastalık risklerini en az seviyede tutmak ve kan basıncını normal seviyelerde tutabilmek.
  2. Diyabetin sebep olduğu kronik komplikasyonlarını önlemek ve tedavi edebilmek;
    Obezite, hiperlipidemi, kardiyovasküler hastalık, hipertansiyon ve nefropatinin önlenmesi ve tedavisi için uygun diyet reçetesinin verilmesi , doğru alışkanlıklar kazandırabilmek.
  3. Sağlıklı beslenme ve hareketli yaşamla sağlık durumunun iyileştirilmesi, davranış değişikliğinin bireyde oturtulması
  4. Bireysel ve kültürel seçimler ve yaşam stili dikkate alınarak bireylerin beslenme gereksinimlerini sağlanmalıdır. Yetişkin diyabetli bireyin metabolik durumu ve besin seçimleri göz önünde bulundurularak verilen beslenme tedavisi ile tip 2 diyabetlilerde HbA1C düzeylerinde %1-2 oranında azalma sağlanabilmiştir.

Diyabette beslenme tedavisi 4 aşamadan oluşmaktadır.

  1. Metabolik ve yaşam sitili belirlenmeli
    a. biyokimyasal bulguları, boy, ağırlık, beden kitle indeksi (BKİ), bel çevresi vs. gibi bulgulara bakılmalı
    b. Beslenme durumunun saptanması; besin tüketimi, halihazırdaki beslenme tedavisi, alkol tüketimi, besin hazırlama metotları takibi
    c. Fiziksel etkinlik durumu, enerji harcaması, psikolojik ve ekonomik durumu, yaşam şartları, gelir durumu, eğitim seviyesi, stres durumu, aile desteğinin belirlenmesi
  2. Hedef saptama; uygun biyokimyasal bulgular, vücut ağırlığı kontrol durumu, uygun fiziksel aktivite türü ve süresi, öğün ve beslenme düzeni oluşturma
  3. Bu hedeflerin gerçekleştirilmesine yönelik öneriler ve eğitim; bireysel eğitim, karbonhidrat sayım eğitimi , grup eğitimi
  4. Klinik bulguları değerlendirme (3-6 ay, 1 yıl aralıklarla); ağırlık, BKİ, açlık kan şekeri, HbA1C, serum kolesterol değerleri, kan basıncı, besin tüketim kayıtlarını değerlendirmesi

Diyabette Karbonhidratların Önemli

Sükroz (Çay Şekeri)

Tip 2 diyabetli bireylerin beslenmesinde karbonhidrat miktarı sabit tutulduğunda nişasta ve sükrozun tokluk kan şekeri düzeyleri, insülin yanıtları ve plazma lipitlerine olan etkisi benzerdir. Öğünlerden birinde sakkaroz alınacaksa, diğer karbonhidrat kaynağı ile yer değiştirilmeli ya da eklenecekse insülin dozu ayarlanmalıdır. Sakkaroz alımının toplam enerji alımının %10’unu geçmemesi gereklidir.

Fruktoz (Meyve Şekeri)

Kanda yavaş emildiğinden dolayı tokluk kan şekeri ve insülin yanıtı düşüktür. Fakat bununla birlikte diyabetik bireylerde %15-20 fruktoz tüketiminin , açlık total kolestrol ve LDL kolesterol düzeylerine olumsuz etkisi olmaktadır. Bu durum bilhassa hiperlipidemili diabetik bireyler için çok büyük önem arz etmektedir.Günlük fruktoz alımının toplam enerjinin %15-20’sini aşmaması önerilmektedir. Enerji içerdiği düşünülerek öğünlere eklenmelidir. Früktozun tatlandırıcı olarak kullanımının kısıtlanması, doğal olarak bulunan besinlerden (sebze ve meyve gibi) alımının sağlanması gerekmektedir.

Posa

Yüksek posalı diyetin insülin ve kan şekeri üzerine yararlı etkileri olduğu birçok çalışmada kanıtlanmıştır. Özellikle Çözünür posa olan guar-pektin suplemanı kan glukozu kontrolünü iyileştirirken, buğday kepeği ve selüloz gibi çözünmez posa olan diğer kaynaklar kan glukozu seviyelerinde önemli bir değişiklik oluşturmamıştır. β-glukoganın , karbonhidrat ve lipitlerin sindirim ve emilimini yavaşlattığı saptanmıştır. Posanın,kan glukozu kontrolü üzerindeki etkinliği;

  1. Dolaşımdaki monositler üzerinde bulunan insülin reseptör sayısının artırılması
  2. Tokluk glisemik dolaşımı azaltması,
  3. Direkt olarak hepatik glukoz metabolizmasını etkilemesi gibi

Diyet Posası

Serum kolesterol düzeyini azaltır. Yüksek karbonhidrat içeren diyetlerin alınması ile serum açlık trigliserit konsantrasyonlarındaki normal olarak gözlenen artış diyette posa miktarının artırılması ve yağın azaltılması ile kontrol altına alınabilmektedir. Genelde çözünür posa kan lipitlerini ve tokluk kan şekeri eğrisini çözünmez posaya göre daha etkin bir şekilde düşürebilmektedir. Ayrıca, posaciçeriği yüksek besinlerin rafine olan besinlere göre daha düşük enerjileri vardır ve midede hacim oluşturarak tokluğu arttırırlar. Böylece düşük enerjili diyetlerin kullanılabilirliğini arttırırlar. Diyabetik bireylerde günlük 20-35 g diyet posası önerilmektedir.

Diyabette Protein Alımının Önemi

Protein, bireylerde enerjinin korunması için gereklidir. Diyabetli bireylerin protein alımıyla alakalı diğer bireylerden daha yüksek veya daha düşük protein alımını destekleyen veriler oldukça yetersizdir. Tip 2 diyabetli bireylerde orta düzeyde hipergliseminin protein döngüsünü arttırarak protein gereksinimini arttırabileceği ileri sürülmektedir. Protein alımı için önerilen miktar 0,8-1,0 g/kg/gündür. Kronik böbrek yetmezliğinin erken evrelerinde aynı düzeyde öneri devam ederken ilerleyen dönemde miktarın 0,8 g/kg/gün’e indirilmesi böbrek fonksiyonlarında iyileşme sağlaması açısından önemlidir.

Diyabette Yağların Önemi

Diyetteki yağ türü ve miktarı diyabette metabolik kontrolün ve komplikasyonların gelişimini engellemesi açısından büyük önem arz etmektedir. Tekli doymamış yağlardan zengin bir diyet, insülin direnci üzerine olumlu etki yapacaktır. Çoklu doymamış yağlardan zengin bir diyet, doymuş yağlardan zengin bir diyetle kıyaslandığında total kolestrol ve LDL kolestrolü düşürdüğü gözlenmiştir. Diyabetli bireylerin günlük yağ alımı, enerjinin %30‘unu aşmaması gerekmektedir. Birçok tip 2 diyabetli bireyde hipertansiyon ve hiperlipidemi de olduğundan, diyabet tedavisinde doymuş yağ alımı toplam kalorinin %7’sinden az olacak şekilde sınırlandırılmalıdır. Trans yağ ve çoklu doymamış yağ alımı günlük enerjinin %10′ unun altında olmalıdır. Diyabetli bireylerde kolesterol alımı günde 200 miligramın altında olacak şekilde beslenmeleri düzenlenmelidir.

Diyabette Vitamin ve Minerallerin Önemi

  • Yapılan çalışmalarda diyabetli bireylerde lipid peroksidasyonunun artması sonucu metabolik kontrolün azaldığı gözlenmiş ve oksidatif stresin diyabette komplikasyonlara oluşumunda sebep olabileceği ileri sürülmüştür.
  • E vitamininin antioksidan etkisinden dolayı sağlıklı ve diyabetli bireylerde insülin yanıtını düzelttiği bilinmektedir. Günlük önerilen ek E vitamini ihtiyacı 100-200 mg/gündür.
  • D vitamini yetersizliğinin insülin sekresyonunu azalttığı yolunda gözlemler vardır. Diyabetli bireylerde D vitamini yetersizliği söz konusu olabilmektedir.
  • B6 vitaminin beslenmede diyete ilave edilmesinin diyabetik polinöropati tedavisinde etkin olduğu gözlenmiştir.
  • Magnezyum, insülin direnci ve karbonhidrat intoleransında rol oynadığı bilinmektedir. Diyabetli bireylerde magnezyum eksikliğinin kalp-damar komplikasyonlarını ve retinopatinin gelişimini arttırdığı yönünde fikirler ileri sürülmektedir. Hipomagnezemi durumunda diyete ek yapılmalıdır ve takviye verilmelidir.
  • Tip 2 diyabetli bireylerde 500 mcg krom eklenmesinin hA1C, glukoz, insülin ve kolesterol seviyelerine faydalı etkileri olduğu bildirilmiştir. Yetersizlik durumunda ilave yapılmalıdır.
  • Çinko, insülinin etki ve fizyolojisinde esansiyel bir mineraldir. Kan glukoz seviyesi ile ilişkisi olmamasına rağmen ayak ülserinde hızlı iyileşme sağladığı gözlenmiştir.
  • Diyabetli bireylerde kalsiyum metabolizması bozulduğundan ateroskleroz, hipertansiyon, gibi kronik hastalıklar ortaya çıkmakta; bunun sonucunda katarakt, renal hipertrofi ve nöropati gibi bozukluklara sebep olabileceği belirtilmektedir.
  • Sodyum, barsak lümeninde glukoz ile aynı taşıyıcı üzerinden emilir. Sodyumla glukozun birlikte taşınması kan glukozunun yükselmesine sebep olduğundan hipertansiyon ve nefropati olabilme riskine karşı diyette sodyum kısıtlanmalıdır. Diyabetikli bireyler için günlük alım 3000 mg/gün olarak önerilmektedir. Hipertansiyonu olan diyabetli bireylerde ise günlük 2400 mg/gün veya 6 gr tuz alımı önerilmektedir.
  • Herhangi bir eksiklik bulunmaması durumda ek vitamin mineral takviyesi verilmesi konusunda kanıtlanmış veriler azdır. Bununla birlikte enerji alımı azalmış yaşlı bireylerde ve düşük kalorili diyetlerde (<1200 kkal/gün) günlük multivitamin takviyesi önerilebilmektedir.
Kaynak

Tip 2 diabetes mellitusda tıbbi beslenme tedavisi
Medical nutrition therapy in type 2 diabetes mellitus
Güzin Tümer, Ramis Çolak

* Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı, Samsun, Türkiye
Journal of Experimental and Clinical Medicine Deneysel ve Klinik Tıp Dergisi

0%
AÇILIŞA ÖZEL İNDİRİM

Kendinle yüzleş. Kendine değer ver. Kendin için harekete geç!

Ücretsiz ön görüşme ve detaylı vücut analizi için şimdi randevu alın.

RANDEVU AL