Ketojenik Diyette Ne Yenir?

Ketojenik diyet; günlük enerjinin yüksek yağlı ve yüksek protein içeren besinlerden sağlanıp karbonhidratın %10/15 civarı tutulduğu bir beslenme modelidir. Son yıllarda popüler diyetler arasında yer almaktadır ve ciddi bir akım oluşturmuştur. Bu tarz popüler diyetler akıllara sağlığa olan etkilerini getirmektedir. Yüksek proteinli zayıflama diyetleri ve özellikle düşük karbonhidratlı diyetlerin etkisi ve güvenilirliği de sorgulanmaktadır. Düşük karbonhidratlı veya çok düşük karbonhidratlı diyetlerde karbonhidrat alımı 20 gram/gün’ün altına düştüğünde buna ketojenik diyet denmekte ve vücutta keton cisimcikleri oluşmaktadır. Bu cisimcikler β-hidroksi bütirat, aseto asetik asit ve asetondur. Karaciğer tarafından beyin için alternatif bir enerji kaynağı olarak üretilirler. Bu tarz diyetlerde açlık sırasında karbonhidratlar yerine yağların yakılması olayı söz konusudur ve keton cisimcikleri kanda artmaya başlar, kanda PH düşer ve ilerleyen süreçte ketoasidoz oluşur ve kan basıncında aşırı düşme, şok ve bilinç kaybı gibi olumsuz tablolara sebep olur. İştah kontrolü ya da metabolik avantajlar yönünden yüksek protein-düşük karbonhidratlı diyetlerin (ketojenik diyetler) yüksek protein-orta derecede karbonhidratlı diyetlere kıyasla da üstünlüğü olmadığı da belirtilmektedir.

Ketojenik Diyetin Kısa Dönemli Vücut Ağırlığı Ve Vücut Bileşimi Üzerine Etkileri

Genel olarak yüksek proteinli diyetlerin düşük proteinli diyetlere göre kısa vadede (6 ay içinde) vücut ağırlığı kaybı konusunda olumlu bazı kanıtlar vardır. Bazı araştırma verileri yüksek proteinli diyetlerin zayıflamadaki etkisinin vücutta tokluk oluşturması dolayısıyla besin alımının azalması ve termojenesizin (vücut ısısının artması) artmasıyla ilişkili olduğunu belirlenmiştir.

Ketojenik Diyetin Uzun Dönemli Vücut Ağırlığı Ve Vücut Bileşimi Üzerine Etkileri

Diyette protein miktarının artırılması ve azaltılmasının zayıflamada etkisi birçok araştırmanın konusu olmuştur. Bazılarında yüksek proteinli diyetle daha fazla ağırlık kaybı olduğu saptanmıştır. Ancak bazı çalışmalarda ise bu etkinin istatistiksel olarak anlamlı olmadığı bildirilmiştir. Benzer şekilde yüksek proteinli diyetlerin uzun dönem etkinliğini araştıran 8 çalışmanın incelendiği yakın zamanlı bir meta analizde, yüksek proteinli diyet ile en yüksek kilo kaybı altı ay süren bir çalışmada 3.7 kg iken 17 ay süren bir çalışmada 1.2 kg olarak kaydedilmiştir. Yüksek protein diyetinde sekiz çalışmanın ortalama ağırlık kaybı 6.3 kg iken ve standart diyette ise kilo kaybı 5 kg’dır. Çalışmaların yarısı yüksek proteinli diyetle beslenen bireylerde daha fazla ağırlık kaybı olduğu gözlemlenirken uzun süreli çalışmaların dörtte üçünde ağırlık kaybında istatistiksel olarak anlamlı bir fark gözlenmemiştir. Dolayısıyla yüksek proteinli diyetlerin uzun dönemli süreçte kilo kaybı üzerine etkilerinin anlamlı derecede olmadığı kanısına varılmıştır.

Yüksek Proteinli Zayıflama Diyetleri ve Potansiyel Yan Etkileri

  • Kalp damar Hastalıkları Riski
  • Kan Basıncı ve Kan Lipitleri üzerine olumsuz etkisi
  • Bağışıklık sistemine olumsuz etkisi (Düşük karbonhidrat-yüksek proteinli zayıflama diyetlerinde meyve ve sebze tüketimi azaltıldığı için antioksidan durumu üzerine olumsuz etkilerinin olabileceğine dair endişeler vardır.)
  • Metabolik asidoz ve Ketozis
  • Böbrek üzerine olumsuz etkileri

Ketojenik Diyetin Tıbbi Beslenme Tedavisindeki Yeri

1920’lerden bu yana özellikle epilepsili hastalarda nöbetlerin azaltılması için ilaç tedavisinin yanı sıra ketojenik beslenme modeli uygulanmaktadır. Örneğin OSB’li bireyler, normal gelişmekte olan bireylere kıyasla epilepsiye 3 ila 22 kat daha yatkın olup OSB’li bireylerin yaklaşık % 25’i, yaşamlarının bir noktasında klinik nöbet geçirmektedir. Epilepsi nöbetlerinin sayısını ve şiddetini azaltmak için terapötik bir yöntem olarak tanımlanan ketojenik diyetin, zihinsel durumuna bağlı davranışlarda ve hiperaktivite için olumlu etki yaptığı gözlemlenmiştir. Uzun zincirli trigliserid diyeti olarak da bilinen klasik ketojenik diyette yağ, enerjinin büyük kısmını oluşturmakta, dolayısıyla vücut enerji kaynağı olarak yağı kullanmaktadır. Protein günlük gereksinimin minimum miktarı kadar verilirken karbonhidratlarda ciddi bir kısıtlamaya gidilmektedir. Epilepsi, çocukluk çağının en sık rastlanan nörolojik hastalıklarından birisi olmakla birlikte, hastaların dörtte biri antiepileptik ilaç tedavisine olumsuz yanıt vermektedir. Epileptik nöbetler yetişkin bireylerdekinden farklı olarak henüz nöronal farklılaşmasını tamamlamamış çocukta bilişsel ve psikososyal gelişimi engellediği ve aksattığı için çocukta normal gelişim sürecini de olumsuz etkiler. İki ya da üç çeşit antikonvülzan ilaçla nöbet kontrolü sağlanamayan hasta çocuklarda ketojenik diyet son çare olarak uygulanan bir tedavi yöntemidir.

Diyetisyen Yorumu

Aslında tıbbi beslenme tedavi olarak ortaya çıkan sonraları popüler diyetler arasına girip normal sağlıklı bireylerin de uygulamaya başladığı ketojenik diyet ve uzun vadede etkileri tartışmalıdır. Bireylerin toplumda sağlıklı bir şekilde yaşamlarını sürdürebilmeleri için popüler akımlara kapılmayıp işin uzmanlarına danışarak, kişiye özel nasıl beslenmeleri gerektiğini öğrenmeleridir. Aksi takdirde ciddi sağlık sorunlarıyla karşılaşmaları kaçınılmazdır.

0%
AÇILIŞA ÖZEL İNDİRİM

Kendinle yüzleş. Kendine değer ver. Kendin için harekete geç!

Ücretsiz ön görüşme ve detaylı vücut analizi için şimdi randevu alın.

RANDEVU AL